Gitmek kelimesinin zıt (karşıt) anlamlısı nedir?

Yukarıda örneklerini verdiğimiz –Gitmek– kelimesinin zıt-karşıt anlamlısı ve örnek içerisinde kullanımının nasıl olması gerektiğinin bilgisini veriyor olacağız. 

Gitmek kelimesinin zıt (karşıt) anlamlısı Gelmek, Dönmek

(TDK)Türk Dil Kurumu’na göre Gitmek kelimesinin anlamı:

1. -e Bir yere doğru yönelmek.

2. -den Bir yerden veya bir işten ayrılmak.

3. -e Çıkmak, ulaşmak:
      Bu yol nereye gider?

4. -e Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak:
      Her gün çalışmaya gidiyor.

5. nesnesiz Sürmek, devam etmek:
      “Ama böyle giderse Allah hemen sonunu hayırlara tebdil etsin.” – Memduh Şevket Esendal

6. -e Yakışmak, yaraşmak:
      Bu renk ona gitmedi.

7. -e Tüketilmek, harcanmak:
      “Eline geçen paranın çoğu da İstanbul’da çoluğa çocuğa gidiyor.” – Memduh Şevket Esendal

8. nesnesiz Götürülmek, gönderilmek:
      Haber daha yeni gitti.

9. nesnesiz Yeter olmak, yetmek, yetişmek:
      İki ton kömür üç ay gider.

10. nesnesiz Yürümek, yol almak:
      Bu at iyi gider.

11. nesnesiz Dayanmak:
      Bu giysi iki yıl gider.

12. nesnesiz Geçmek:
      Yaz gitti, kış geldi.

13. nesnesiz Herhangi bir durumda olmak:
      Yolculuk iyi gidiyor. Bakalım bu iş nasıl gidecek?

14. nesnesiz Yok olmak, elden çıkmak:
      “Gemiler ve saray hepsi gitti.” – Falih Rıfkı Atay

15. nesnesiz Ölmek:
      “Ben giderim adım kalır / Dostlar beni hatırlasın” – Âşık Veysel

16. -e Başvurmak, yapmak:
      Mahkemeye gitmek.

17. nesnesiz Bir şey zarar görmüş olmak:
      Duvarın boyası gitmiş.

18. nesnesiz Makine, işlemek, çalışmak:
      Bu saat iyi gidiyor.

19. -den Satılmak:
      “Altın kaçtan gidiyor?” – Sait Faik Abasıyanık

20. -e Yapmak:
      Para ayarlamasına gitmek.

21. -e, mecaz Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak:
      Bu işin sonu nereye gider.

22. yardımcı fiil Değerlendirmek, saymak, karşılamak:
      Bu iş hoşuma gitmedi, tuhafıma gitti.

(TDK)Türk Dil Kurumu’na göre Gelmek kelimesinin anlamı:

1. -e, nesnesiz, -den Ulaşmak, varmak:
      “Gurbetten gelmişim yorgunum hancı / Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş” – Bekir Sıtkı Erdoğan

2. -e, nesnesiz, -den Getirmek:
      “Adamı Ödemiş’ten aldım geldim, her masrafını çektim.” – Necati Cumalı

4. -e, nesnesiz, -den İsabet etmek:
      Attığı top gözüme geldi

5. -e, nesnesiz, -den Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek:
      Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir.

6. -e, nesnesiz, -den Ortaya çıkmak, doğmak.

7. -e, nesnesiz, -den Belli bir süre dolmak:
      “Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu.” – Necati Cumalı

8. -e, nesnesiz, -den Belli bir zamana ulaşmak.

9. -e, nesnesiz, -den Kadar olmak:
      Boyu ancak omzuna geliyor.

10. -e, nesnesiz, -den Çıkmak, yönelmek:
      Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez.

11. -e, nesnesiz, -den İzlemek, takip etmek:
      Çocuklar arkadan geliyordu.

12. -e, nesnesiz, -den Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak:
      Kahve Brezilya’dan geliyor.

13. -e, nesnesiz, -den Katılmak, eklenmek:
      Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir.

14. -e, nesnesiz, -den Türemek.

15. -e, nesnesiz, -den Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek:
      Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim.

16. -e, nesnesiz, -den Sonuç çıkmak:
      Bu davranışlardan ne gelir bilinmez.

17. -e, nesnesiz, -den Dayanmak, tahammül etmek:
      Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor.

18. -e, nesnesiz, -den Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak:
      “Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez.” – Memduh Şevket Esendal
      “Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin.” – Refik Halit Karay

19. -e Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek:
      Dediğime geldiniz mi?

20. -e, nesnesiz, -den Etkisini herhangi bir biçimde göstermek:
      Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi.

21. -e, nesnesiz, -den Kazanılmak, sağlanılmak:
      Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir.

22. -e, nesnesiz, -den Uymak:
      Bu ayakkabı sana küçük gelir.

23. -e, nesnesiz, -den Olmak, -e uğramak:
      Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi.

24. -e, nesnesiz, -den Akmak:
      Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor.

25. -e, nesnesiz, -den Düşmek, rast gelmek:
      Buraya ışık gelmiyor.

26. -e, nesnesiz, -den Görünmek, sanılmak:
      “Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi.” – Haldun Taner

27. -e Uygun düşmek:
      “Caddelerde oturmaya gelmez.” – Ömer Seyfettin

28. -e Başlamak, ortaya çıkmak.

29. -e, nesnesiz, -den Mal olmak:
      Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi.

30. -e, nesnesiz, -den Biriyle birlikte gitmek:
      Ben İstanbul’a gidiyorum, benimle gelir misiniz?

31. -e, nesnesiz, -den İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil:
      Uykusu gelmek.

32. yardımcı fiil Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur:
      Alışageldiğimiz bir anlamı vardı.

33. -e, nesnesiz, -den -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar:
      Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek.

34. -e, nesnesiz, -den Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar:
      Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek.

35. -e, nesnesiz, -den -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil:
      Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek.

36. -e, nesnesiz, -den Herhangi bir sırada bulunmak:
      Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek.

(TDK)Türk Dil Kurumu’na göre Dönmek kelimesinin anlamı:

1. nesnesiz Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek:
      “İçeride anahtarın acı bir gıcırtıyla döndüğünü duydum.” – Yusuf Ziya Ortaç

2. -e, -den Geri gelmek, geri gitmek:
      “Ertesi gün aynı yoldan Bodrum’a döndük.” – Halikarnas Balıkçısı

4. -i Sapmak:
      “Gülümseyerek bir köşeyi döndü.” – Peyami Safa

5. -e Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek:
      “Dikmen yolları, mabede adak için gidenlerin yollarına dönmüştü.” – Aka Gündüz

6. nesnesiz Sınıfta kalmak:
      Çocuk çalışmazsa bu yıl döner.

7. -e Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek:
      “Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar.” – Reşat Nuri Güntekin

8. -de Belirli bir yerde dolaşmak.

9. -de Kendini bir yandan bir yana çevirmek:
      Yatağında sabaha kadar dönüp durdu.

10. nesnesiz Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek.

11. -e Söz konusu etmek, hatırlamak:
      “Biz yine onun gençliğine, lise öğretmeni olduğu zamana dönelim.” – Haldun Taner

12. -e Bırakılan bir konu veya işe başlamak.

13. nesnesiz, mecaz Hileyle, gizlice yapılmak:
      “Burada bir şeyler oluyor, bir şeyler dönüyor ama anlayamıyorum.” – Refik Halit Karay

14. nesnesiz, din bilgisi İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek:
      “Annesinin İtalyan Yahudisiyken döndüğünü söylemişti.” – Ömer Seyfettin

NOT : İki kelimenin (kökeninin ne olduğuna bakmaksızın) anlamdaş, anlamları eş, yakın anlam taşıyan veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekmektedir..Zıt anlamlılık ile olumsuzluk birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Zıt Anlam Nedir?

Birbiriyle çelişen özellikler barındıran yani anlam bakımından birbirinin karşıtı olan sözcüklere “Zıt Anlamlı Kelimeler” veya “Karşıt Anlamlı Kelimeler” denir.

–>Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur.

–>Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı sayılmaz.