Gömmek kelimesinin zıt (karşıt) anlamlısı nedir?

Yukarıda örneklerini verdiğimiz –Gömmek– kelimesinin zıt-karşıt anlamlısı ve örnek içerisinde kullanımının nasıl olması gerektiğinin bilgisini veriyor olacağız. 

Gömmek kelimesinin zıt (karşıt) anlamlısı Çıkarmak

(TDK)Türk Dil Kurumu’na göre Gömmek kelimesinin anlamı:

1. -e, -i Yerin altına koyarak üstünü toprakla örtmek.

2. -e, -i Bir ölüyü toprağın içine yerleştirmek, defnetmek:
      “Onu kalenin yanındaki küçük mezarlığa, bir zeytin ağacının yanına gömdüler.” – Halikarnas Balıkçısı

3. -i Bir cenazeyi kaldırmak:
      “Gözlerini sıktı ve dört gün evvel refikasını gömdüğünü ağlayarak söyledi.” – Ahmet Hikmet Müftüoğlu

4. -i Birinin cenaze törenine katılmak.

5. -e, -i Bir nesnenin içine yerleştirmek, batırmak:
      “Ben annemin çarşafına kafamı gömdüm.” – Sait Faik Abasıyanık

6. -i, mecaz Birinden daha çok yaşamak:
      Sen bu sağlam bünye ile daha pek çok kimseyi gömersin.

(TDK)Türk Dil Kurumu’na göre Çıkarmak kelimesinin anlamı:

1. -den Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak.

2. -i Sonunu getirmek:
      Bu para ile ayı çıkarırız.

4. -i Bulmak, ortaya koymak:
      Yalanını çıkarmak. Yanlışını çıkarmak.

5. -i Hatırlamak:
      “Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım.” – Necati Cumalı

6. -i, -den Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek:
      Öfkesini benden çıkardı.

7. -i, -den Sağlamak, elde etmek:
      Ekmeğini taştan çıkarmak.

8. -i, nesnesiz Gibi göstermek, bir davranış yüklemek:
      Birini hırsız çıkarmak. Suçlu çıkarmak.

9. -i Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak:
      “Sonunda dayanamayıp o gece ne yediyse çıkardı.” – İhsan Oktay Anar

10. -den İlgisini keserek uzaklaştırmak.

11. -i Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak:
      “İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti.” – Sait Faik Abasıyanık

12. -i Yayımlamak:
      “Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı.” – Orhan Seyfi Orhon

13. -i Gidermek:
      Lekeyi çıkarmak.

14. nesnesiz Yapmak, üretmek:
      Bu terzi çok iş çıkarıyor.

15. -e, nesnesiz Sunmak:
      Konuklara çerez çıkardı.

16. -e, -i Göstermek:
      “Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın.” – Memduh Şevket Esendal

17. -i, -le Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak:
      “Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami…” – Haldun Taner

18. nesnesiz Yollamak, göndermek:
      Bir adam çıkarıp oğlunu yanına getirtti.

19. nesnesiz Boşaltmak:
      “Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik.” – Refik Halit Karay

20. nesnesiz Resim yapmak.

21. nesnesiz Fotoğraf çektirmek.

22. -i, mecaz Söylemek:
      “Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır.” – Osman Cemal Kaygılı

23. -i, -den, matematik Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek.

NOT : İki kelimenin (kökeninin ne olduğuna bakmaksızın) anlamdaş, anlamları eş, yakın anlam taşıyan veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekmektedir..Zıt anlamlılık ile olumsuzluk birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Zıt Anlam Nedir?

Birbiriyle çelişen özellikler barındıran yani anlam bakımından birbirinin karşıtı olan sözcüklere “Zıt Anlamlı Kelimeler” veya “Karşıt Anlamlı Kelimeler” denir.

–>Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur.

–>Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı sayılmaz.