Hafif kelimesinin zıt (karşıt) anlamlısı nedir?

Yukarıda örneklerini verdiğimiz –Hafif– kelimesinin zıt-karşıt anlamlısı ve örnek içerisinde kullanımının nasıl olması gerektiğinin bilgisini veriyor olacağız. 

Hafif kelimesinin zıt (karşıt) anlamlısı Ağır

(TDK)Türk Dil Kurumu’na göre Hafif kelimesinin anlamı:

1. sıfat Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı.

2. sıfat Güç veya yorucu olmayan, kolay:
      Hafif bir iş.

3. sıfat Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa:
      Hafif bir kadın.

4. sıfat Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek):
      “Onlar da akşam yemeğini pek hafif yerlerdi.” – Sait Faik Abasıyanık

5. sıfat Kalınlığı veya yoğunluğu az olan:
      “Dışarıda yanan lambanın aydınlığıyla burası hafif bir karanlık içindeydi.” – Memduh Şevket Esendal

6. sıfat Etkisi az olan, sert karşıtı:
      Hafif bir içki.

7. sıfat Önemli olmayan:
      Hafif bir ceza.

8. sıfat Çok dik olmayan (sırt, yokuş):
      “Hafif bir meyilden indik.” – Hüseyin Rahmi Gürpınar

9. sıfat Gücü az olan, belli belirsiz:
      “Yaprakların hafif iniltisi içinde, çalılıklar arasından geçerek denizaltının demir attığı koya doğru yaklaşıyoruz.” – Esat Mahmut Karakurt

10. zarf Sıkıntısız, ferah, rahat olarak:
      Kendimi bugün çok hafif hissediyorum.

(TDK)Türk Dil Kurumu’na göre Ağır kelimesinin anlamı:

1. sıfat Tartıda çok çeken, hafif karşıtı:
      Kurşun, ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır.

2. sıfat Çapı, boyutu büyük:
      Ağır top.

4. sıfat Yoğun:
      “Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı.” – Abbas Sayar

5. sıfat Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak).

6. sıfat, mecaz Değeri çok olan, gösterişli:
      “Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan’ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi.” – Mithat Cemal Kuntay

7. sıfat, mecaz Çetin, güç:
      “Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu.” – Feridun Fazıl Tülbentçi

8. sıfat, mecaz Ciddi.

9. sıfat, mecaz Sıkıntı veren, bunaltan.

10. sıfat, mecaz Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı:
      “Kızmıştım, Keziban’a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum.” – Nurullah Ataç

11. sıfat, mecaz Ağırbaşlı, ciddi:
      “Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı.” – Halide Edip Adıvar

12. sıfat, mecaz Keskin, boğucu (koku):
      “Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır.” – Falih Rıfkı Atay

13. sıfat Kısık, alçak:
      “Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi.” – Osman Cemal Kaygılı

14. sıfat, mecaz Davranışları yavaş olan.

15. sıfat, mecaz Sindirimi güç (yiyecek):
      Ağır bir yemek.

16. isim, spor Ağır sıklet:
      Yıllarca ağırda güreşti.

17. zarf Yavaş bir biçimde:
      “Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu.” – Etem İzzet Benice

NOT : İki kelimenin (kökeninin ne olduğuna bakmaksızın) anlamdaş, anlamları eş, yakın anlam taşıyan veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekmektedir..Zıt anlamlılık ile olumsuzluk birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Zıt Anlam Nedir?

Birbiriyle çelişen özellikler barındıran yani anlam bakımından birbirinin karşıtı olan sözcüklere “Zıt Anlamlı Kelimeler” veya “Karşıt Anlamlı Kelimeler” denir.

–>Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur.

–>Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı sayılmaz.